İstanbul En İyi Restaurantlar

Henüz açılalı 2 hafta olan ve Intema’nın içinde yer alan The Steeve’in şefinin ve sahibinin Toi ile aynı olması bizi heyecanladırdı ve kendimizi harika bir çarşamba akşamında orada bulduk.


Öncelikle servis çok başarılıydı ve  masamız ile ilgilenen hanımefendi masamıza enerji saçıyordu, tekrar ilgisi ve alakası için buradan kendisine teşekkür ediyoruz. Mekanda sigara/puro içilebilen bir bölüm de mevcut olması çok güzel. Restaurantta bulunduğu yer gereği samimi ve sıcak bir hava vardı. Yemekler daha çok paylaşılmak üzere düşünülmüş ve tasarlanmış hissi verdi bize.

Gelelim Muhteşem Akşamımızın yemeklerine ;

Artık bir klasik haline dönüşmüş, yemekten önce gelen zeytinyağı ve ekmek servisi beklentimizin biraz altındaydı.


Devamında gelen soğuk başlangıçlarda garsonumuza danıştık ve ilk tercihimiz, yanında dip sos ile servis edilen kendi yaptıkları cipslerden oluşan bir başlangıçtı. Sos ılık bir sostu ve cipsler lezzetliydi; fakat genel olarak beklentimizin biraz altındaydı. Bu yemek “Enginar ve Ispanak Bandırma Tortilla” olarak geçiyor menüde.


Yemeklerimize eşlik etmek üzere havanın bize hissettirdiği duygu ile şarap tercihimizi Beyazdan yana kullandık ve en sevdiğimiz üretici olan CHAMLIJA’ tercih ettik. ALVARINHO / Rezerve – 2015  içimi çok keyifli ve yemeklerimiz ile çok uyumlu bir şarap oldu.


Her şeyin taptaze ve özenle seçilmiş olduğunu da belirtmek gerek. Bir sonraki yemeğimiz ise içeriğinde kars yöresinden kaşar peynirlerinin bulunduğu “Peynirli Mini Lavaş” idi.


Sırada The Steeve’in en çok talep ve ilgi gören yemeklerinden biri olan, sıcak tortilla ile servis edilen meksika fasulyesi, kıyma ve mısır üçlüsü yanında avacado sos ile ekşili krema sos bulunan “Chili Con Carne” var ve bu yemek The Steeve’in imza yemekleri arasına giricek gibi.


Görünümüne aşina olduğumuz yemeklerin aslında daha yöreselleştirilmiş hali diyebiliriz genel olarak The Steeve için.

Sıradaki yemeğimiz ise bu tanıma gerçekten uyan bir yemek olan, Trüf yağlı Rissoto; fakat alışık olduğumuz parmesan dressing yerine yanında izmir tulumu servis edilmesi çok hoşumuza gitti ve lezzet olarak çok yakıştırdık.


Josper Fırın, The Steeve’de özel olarak kullanılan bir fırın ve sıradaki yemeğimiz ise bu fırında işlem görmüş, Orta-Az pişmiş bir bonfile. Yanında çok taze ve leziz kuşkonmazlara ilave olarak fırınlanmış patatesler ile servis edildi. TOI’de yine İsmail Saz’ın mutfağından çıkan Beef Wellington geldi aklımıza, o da gerçekten bir sanat eseriydi. Etimiz tam istediğimiz gibi pişmişti ve suyu da tam kıvamındaydı.


Son olarak seçtiğimiz ise içinde çilek sürprizi ile bizi karşılayan acıbademi andıran denenmesi gereken tatlı oldu.


The Steeve’in Kanyon’a yeni bir lezzet getireceği kesin.. Özellikle haftaiçi akşam gidip paylaşımlı yemekler ile keyif yapılabilir. İsmet Saz ve ekibine bizi yeni lezzetlerle buluşturmaya devam ettiği için teşekkür ediyor ve başarılar diliyoruz.

The Steeve

7.3

FOOD

6.5/10

SERVICE

9.0/10

MUSIC

6.5/10

AMBIANCE

7.0/10